Entries Tagged as ''

özürlü kardeşlerimizin hayrettin karamana yönelttiği sorular

 

 

Bu sorular özürlü kardeşlerimizin bize yönelttiği sorulardır.
Selamun Aleykum Hocam;
Soru:
1. Anne-baba hatasından dolayı çocuk özürlü olur mu?
Cevap:
- Anne baba hatasını maddi ve manevi olarak ikiye ayırmak uygun olur. Maddi hatadan maksadım doğacak çocuğun sakat olmasına sebep olan hatalı davranışlar, tedbirsizlikler ve akraba evliliklerinde olduğu gibi yanlışlardır. Bu gibi sebeplerle çocukların sakat ve özürlü olduklarını biliyoruz. Manevi kusur günah olan davranışlar ve ihmallerdir. Bir de kulun kusuru olmadığı halde imtihan için başa gelenler vardır. Bu manevi sebeplerle çocuk özürlü doğabilir veya sonradan özürlü hale gelebilir. Allah’ın adaleti eksiksiz ve kusursuzdur; eğer anne ve baba yüzünden çocuk özürlü olmuş ise onun dünyada çektiklerinin güzel karşılığı ahirette kendisine fazlasıyla verilecek, belki de bu yüzden Allah’a şükredecektir.

Soru:
2. Ben neden böyle yaratıldım, suçum ne ? (Spastik özürlü, zihin normal).
Cevap:
- Böyle doğmanız için suçunuzun olması gerekmiyor; çocuğun suçu olmaz, böyle olmanızın maddi ve manevi sebepleri vardır, bu sebepler özürlü doğma sonucunu getirmiştir.

Soru:
3. Ahiret açısından konumum nedir?
Cevap:
- Özürlü olanlar da suç ve günah işleyebilirler. Bir özürlü insan hem suç ve günah işlemez, hem de ilâhî takdire saygı ve rıza gösterirse şüphe yok ki ahirette birçok sağlam insandan daha avantajlı olacaktır.

Soru:
4. Özürlüler günahsız mıdır?
Cevap:
- Özürlüler günah bakımından sağlam insanlar gibidir. Hiçbir kimse günah yüküyle doğmaz, doğduktan ve ergenlik çağına ulaştıktan sonra, insanların hür iradeleriyle yapıp ettiklerine göre günah ve sevap defteri dolmaya başlar.

Soru:
5. Ağır öğrenenler, zihinsel özürlülerlerle aynı katagoride midir?
Cevap:
- Ağır öğrenmenin derecesine bağlıdır; belli bir sınırdan sonra özürlüler arasına girebilir.

Soru:
6. İnsan duymadığı, görmediği şeyden mükellef olur mu? (İşitme-görme engelli).
Cevap:
- Yükümlü olmanın şartı ne ile yükümlü olduğunu bilmektir; bir şekilde bunu bilenler yükümlü olurlar, bilmeyenler olmazlar.

Soru:
7. Aile ağır özürlü ferde bakmak zorunda mıdır?
Cevap:
- Aile ağır veya hafif özürlü fertlerine bakmaya mecburdur. Bu mecburiyet maddi kaynak temini bakımından yakından uzağa doğru öncelikle bütün erkek akrabaya şamildir; erkek yoksa sıra kadınlara gelir. Maddi ihtiyaçların temini dışındaki hizmetler, örf ve adete göre kadınlarla erkekler arasında paylaşılır.

http://www.hayrettinkaraman.net/sc/00240.htm 

Ara rejimciler dökülüyor

NKARA- 28 Şubat Süreci’nde Atatürkçülük ve laikliğin arkasına sığınarak seçimlerle iktidara gelen Refahyol hükümetine savaş açan kurumların yaptığı yolsuzluklar birer birer ortaya çıkıyor. Refahyol döneminin Devlet Bakanı DYP’li Salim Ensarioğlu, “Türkiye’de sıkışan laikliğin, Atatürkçülüğün arkasına sığınıyor. Refahyol’u yıkmak isteyenlerin amacının ‘pastadan pay alma’ olduğu şimdi açığa çıkıyor” dedi. Depremzede aç, 46 trilyon bankada

28 Şubat Süreci’nde Refahyol’a savaş açan kurumlardan Kızılay, 17 Ağustos’ta yaşanan depremle büyük sarsıntı geçirdi. Tıme dergisinin düzenlediği çağın lideri yarışmasını o günkü hükümete de bir gösteri haline dönüştürmek için kampanyalar düzenleyen Kızılay şimdi istifa oyunlarıyla düştüğü darboğazdan kurtulmaya çalışıyor. Kamuoyundan gelen eleştirilerden sonra Başbakanlık Teftiş Kurulu yaptığı soruşturma, Kızılay’ın bankada nakit 46 trilyon lirasının bulunduğunu ortaya koydu. Yıllardır Atatürkçülük istismarı yapan Türk Hava Kurumu Başkanı Attila Taçoy da zor durumda. İçişleri Bakanlığı müfettişleri tarafından yapılan inceleme ve soruşturmalarda Taçoy’un yolsuzlukları tesbit edildi. THK kayyuma devredilirken, kurumdaki yolsuzluklarını soruşturan savcılık Taçoy’un ifadesini alacak. 54. hükümet devirmek için DİSK, Türk-İş, TOBB ve TİSK ile “Beşli çeteyi” oluşturan TESK Genel Başkanı Derviş Günday’ın da yolsuzluk yaptığı ortaya çıktı. Başkanlığını yaptığı TŞOF’da usulsüzlükler yaptığı tesbit edilen Günday hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuldu. Yıllardır başta Ankaralı taksiciler olmak esnafa yaka silktiren Günday, şimdi yaptığı yolsuzlukların hesabını verecek.

http://yenisafak.com.tr/arsiv/1999/KASIM/09/index.html

ilginç bir 11 eylül filmi

11 eylül olaylarıyla alakalı ilginç bir film gösterime girmeye hazırlanıyor.

Bu film çok konuşulacak !
11 Eylül saldırılarına bambaşka bir açıyla yaklaşan, Kelebek filmi 1 Mayıs’ta gösterime giriyor.

Konusu ve formatıyla sinema severleri heyecanlandıran Kelebek, bir gencin terörist olmakla, iyi insan olmak arasındaki yolculuğunu ele alıyor. Gece galası yapılan film şimdiden hem izleyicilerden hem de eleştirmelerden tam not aldı bile.

Kelebek 1 Mayıs’ta sinema salonlarına inmeye hazırlanıyor.

Çekimleri ABD, İstanbul, Afganistan ve Güneydoğu’da gerçekleştirilen Kelebek Filmi, 11 Eylül saldırılarına ve terörizme farklı bir pencereden yaklaşıyor. Film izleyiciyi 1996 yılına, 11 Eylül saldırılarının öncesinde Afganistan’a götürüyor.

Kelebek, Afgan bir gencin terörist olmakla iyi insan olmak arasındaki yolculuğunda onu yönlendiren işaretleri mercek altına alıyor. Yusuf ve arkadaşları da, iç savaşın yaşandığı Afganistan’a, insani yardım götüren ekip olarak filme dahil oluyor.

Herkesi vicdani muhasebe yapmaya davet eden Kelebek filmi, yaklaşık iki yıl boyunca süren çalışmalar sonucu ortaya çıktı. İstanbul İstinye Park’ta yapılan filmin galası da büyük ilgi gördü.

Uzun metrajlı ilk filmini çeken yönetmen Cihan Taşkın, Kelebek filmine güveniyor.

Caner Cindoruk, Deniz Bolışık, Volga Sorgu ve Serhat Yiğit gibi oyuncuların yer aldığı film, gala sonrası izleyenlerden tam not aldı.

Şimdiden sinemaseverleri heyecanlandıran film 1 Mayıs’ta gösterime girecek. Farklı kurgusu ve formatıyla da çok konuşulacak gibi görünüyor.

pusat dizisi hapiste idman

Pusat dizisi yoğun bir ilgi gördü. Pusat dizisi son yıllarda bir çeşit kahramanların ön planda olduğu dizi furyalarından biri. Başrol de ki oyuncu yenilmez,kahraman,her türlü olumlu özelliğe sahip birisi. Bir çok engeli aşıyor. her zamanki gibi kahbeliklerle boğuşuyor. Hep ihanet gören taraf oluyor. Ama yılmıyor. Hatta bazen bu acımasız ihanetleri affediyor. İşte kısaca kahraman eksenli yapılan dizilerimizin özeti.Pusat dizisinden bir sahneyi sizlerle buluşturuyoruz.

İstiklal Mahkemeleri: 3 Yılda 3 Bin İdam

 

İstiklal Mahkemeleri hukuk tarihinin kara lekesi: 29 Nisan 1920 Cumhuriyet’in ilanından sonra Kemalizmin ilke ve inkılaplara muhalif olanlarıı sorgulayıp cezalandırmak üzere Millî Mücâdele sırasında kurulan İstiklal Mahkemelerinin bugün kuruluş yıldönümü.

 

Tarihe kara bir leke olarak geçen bu mahkemelerde hakimler kararlarından sorumlu değil ve hükümlerini vicdânî kanaatlerine göre veriyorlardı.

29 Nisan 1920′de Hiyanet-i Vataniye Kanununun kabulü ile binlerce masumu idam sehbasına çıkaran ve dar ağacında sallandıran İstiklal Mahkemeleri kuruldu. TBMM kararlarına karşı çıkanları yargılamak ve Cumhuriyet’in ilanından sonra ilke ve inkılaplara cephe alanları sorgulayıp cezalandırmak üzere Millî Mücadele sırasında kurulan İstiklal Mahkemeleri tarihe, “yüzleşilmesi gereken gerçek” olarak geçti. Tam bir kıyım makinesine dönüşen İstiklal Mahkemelerinin kararları kesin olup, temyiz yâhut itiraz yolu kapalıydı. Mahkemeler kararlarından sorumlu değil ve mahkeme üyeleri hükümlerini vicdânî kanaatlerine göre veriyorlardı. Eylül-Ekim 1920′de Ankara, Diyarbakır, Eskişehir, Isparta, Kastamonu, Konya, Pozantı ve Sivas’ta 8 ayrı İstiklâl Mahkemesi kuruldu. Bu mahkemelerin üyeliklerine Kılıç Ali Bey, Topçu İhsan (Eryavuz), Rasih Hoca (Kaplan), Muhittin Baba (Pars), Hamdi Namık (Gör), Hüsrev Sami (Kızıldoğan), Şeyh Servet Efendi, Tevfik Rüştü (Aras), Mustafa Necâti, Abdülkâdir Kemâli (Öğütçü) ve Refik Şevket gibi milletvekilleri seçildiler. Özellikle Üç Aliler olarak tanınan Kel Ali, Kılıç Ali ve Necip Ali idam kararı vermekte meşhurdular. 17 Şubat 1921′de Ankara İstiklâl Mahkemesi dışındaki mahkemelerin görevlerine son verildiyse de, 23 Temmuz’da beş ayrı bölgede İstiklâl Mahkemelerinin yeniden kurulması kararlaştırıldı. İstiklâl Mahkemelerinin bu dönemdeki çalışmaları 20 Temmuz 1922′de sona erdi.

İSTİKLAL MAHKEMESİ’NDE BİR GÜNDE 47 İDAM CEZASI

Cumhuriyet’in ilanından hemen sonra 8 Aralık 1923′te İstanbul İstiklâl Mahkemesi kuruldu. Şeyh Sait ayaklanmasının ardından 1925 Mart’ında Ankara ve Doğu Anadolu da çalışmak üzere iki İstiklâl Mahkemesi daha kuruldu. Bunlardan doğuda vazife gören İstiklâl Mahkemesinin bir günde 47 idam cezası vererek rekor kırdığı bilinmekte.

Herhangi bir bölgede kurulan İstiklal Mahkemesi, yargı çevresine yayımladığı bir beyannameyle hangi davalara bakacağını açıklıyor; valilikler veya sıkıyönetim komutanlıklarından kendi bölgelerinde bu suçlardan sanık durumunda bulunanların tutuklu olarak ve savcılıklar veya askeri makamlar tarafından hazırlanan iddianamelerle mahkemeye gönderilmelerini istiyordu. İstiklâl Mahkemelerinin ilk üç yıllık süresi içinde (1920-1923) yargıladıkları insan sayısı 60 bini buldu. Bunlardan 3 bini îdam, 2 bini kalebentlik ve kürek cezâlarına çarptırılmış, 10 bin kadarı berâat etmiş, diğerleri de para ve hapis cezâlarına çarptırılmışlardır. İstiklâl Mahkemeleri çalışmalarının bu ilk devresine ait dosyaların akıbeti meçhuldür. Bu devrede kurulan 23 İstiklâl Mahkemesinden hangilerinin dosyaları mevcut, hangilerininki kayıp bilinememekte.

İSKİLİPLİ ATIF HOCA, İSTİKLAL MAHKEMESİ’NDE YARGILANDI

İstiklâl Mahkemelerinde yargılanan bâzı kimselerin suçları kanun çıkmadan önceki dönemlere ait olduğu halde, hatta ortada hiçbir suç olmadığı halde yargılaması yapıldı. Bunlardan en çok mağdur olanın, İskilipli Atıf Hoca olduğu bilinmekte. “Frenk Mukallidliği” adlı kitabında batılılaşmayı eleştiren Atıf Hoca, kitabını yazdıktan tam 1.5 sene sonra çıkarılan “Şapka Kanunu”na muhalefetten dolayı bir kısım arkadaşıyla birlikte 26 Aralık 1925′te evinden alınarak Ankara’ya gönderildi. 26 Ocak 1926 Salı günü, İstiklâl Mahkemesi’ne sevkedilerek yargılanan ve 3 Şubat 1926 tarihinde “idamına” karar verilen İskilipli Atıf Hoca, 4 Şubat 1926 tarihinde sabah namazını edasına müteakip infaz edilerek şehit edildi.

DOSYALAR AÇILINCA TARİHLE YÜZLEŞİLECEK

Cumhuriyet’in ilanından sonra teşkil olunan İstiklâl Mahkemelerinin çalışmalarına ait dosyalar, Meclis arşivinde bulunmakta. Bu arşivlerin, tarihçilerin araştırmalarına açılması ile İstiklal Mahkemelerinin çalışmaları ve kararları hakkında daha sıhhatli bilgiler edinilebilecek ve tarihle yüzleşilecek. Bu mahkemelerin gerek kuruluş, gerekse çalışma düzenleri îtibâriyle Anayasa’ya açıkça aykırı oldukları bilinmekte. Meclis’te birçok hukukçu bulunduğu halde, mahkeme üyeliğine özellikle hukukçu olmayan kimselerin seçilmiş olması izâhı mümkün olmayan bir durum olarak tarihe geçti.

HÜSEYİN ŞENOCAK / VAKİT Gazetesi 

neşeli günler filmi şener şen komedi

ziya komiktir ama üç kağıtçıdır. Şener şen tüm filmlerinde mizahın zirvelerinde gezer.Komik filmler,komik videolar hepsi onun işidir.Türk sinemasında eşsiz yerlerden birindedir.

Bazen hiç ahlaki olmayan filmleri de vardır. Ama biz onlardan birini değil de normal ve komik bir videosunu size ulaştırıyoruz.

download free wordpress themes